.::. Türkülerimiz Özümüzdür..! .::.

Geri Git   .::. Türkülerimiz Özümüzdür..! .::. .:: Halk Müziği::. .:: Genel ::.

.:: Genel ::. Türkülerimiz Hakkında Herşey

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30.Haziran.2016, 23:44   #1
teldentele
Emekçi Dost
 
teldentele - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Tarihi: 28.Kasım.2009
Nereden: İstanbul
Yaş: 51
Mesajlar: 3,950
Konular: 1649

Level: 47 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 116 / 1163
Güç: 1316 / 25734
Tecrübe: 52%

Post Oğuz Aral - Zafer Gündoğdu Röportajı

Oğuz Aral, TRT'nin en genç orkestra şefi Zafer Gündoğdu ile konuştu.

Eh Zafer'ciğim beni tanırsın, can yakmadan duramam. Şimdi ısırganlı sorular geliyor. Çalıp söylediğimiz türkülerin çoğu 4-5 notalık ve yüzlerce yıllık anonim köy türküleri. Sen onları tekrar ediyorsun. Sen bir müzikçi misin yoksa müzeci mi?

- İkisiyim de... Önce, bu birikmiş süzüle süzüle bugünlere gelmiş bir kültürü korumak zorundayım. Sonra da bu kültürü geliştirmek zorundayım. Halk müziğimizin geri kalmasında önce Osmanlı'nın halktan kopuk oluşu ve ilgisizliğinin büyük payı var. Sadece saray bestecilerinin müziğini dinlemişler. Tamburi Mustafa Çevuş'a kadar haalk müziğiyle ilgilenen Osmanlı bestecisi yok gibi. Belki biraz da Dede Efendi... Cumhuriyet döneminde de halk müziğinin farkına geç varılmış. Ancak Macar Bela Bartok gibi dünya çapında besteciler Anadolu'yu çarıkla gezip türkülerimizi notaya almaya başlayınca bizimkiler uyanmış. Nurettin Sarısözen, Nida Tüfekçi gibi fedakar ustalarımızın gece gündüz demeden çabalarıyla bu müzik bugünkü durumuna gelebilmiş. Tabii, Aşık Veysel, Ali İzzet, Daimi, Mahzuni, Yastıman gibi yüzlerce halk ozanının da halk müziğinin kentlere taşınmasında büyük payları var.

Pekiyi, bir altı üstü bir oktarlık olan bu türküleri nasıl geliştireceksin?

- Bu geliştirme denemesini önce Paris'ten dönen Klasik Batı Müzikçi'lerimiz denedi. Çok güzel yapıtlar ortaya çıktı ama tutmadı. Belki toprak kokusu eksikti, belki tek sesli müziğe alışkın olan kulaklarımıza ters geldi. O sıralarda halk müziğinde darbuka, keman bile bize yasaktı. Halk müziğinin otantikliğini koruma adına. Ama şimdi benim orkestramda piyano gitar veya viyolensel bile var. Bu sazlar müziğe ister istemez zenginlik, değişik armoniler ve çok ses katıyor. Klasikçilerden sonra bir de biz deniyoruz. Sonunda iyi bir yere varacağız nasıl olsa.

İspanya'da fakir çocukları kaderlerini yırtmaları için ya futbolcu ya matador olmak zorundadırlar. Bizdeki Alevi çocuklarının da bağlama çalma gayreti bu nedenle mi?

-Evet ünlü bir türkücü veya bağlamacı olmak bir çeşit kurtuluş oluyor. Ne kadar okursan oku devlet dairelerinde kolay iş bulamazsın. TRT'deki hoşgörü onlarda yok. Özel şirketlerde de durum aşağı yukarı aynı. Alevi olduğunu saklıyorsun. Bu, Türk olduğunu Türkiye'de saklamak gibi bir şey...

Ama yaptığın müzik hala bağlama ağırlıklı.

-Tabii, bağlama ağırlıklı olacak Oğuz Ağabey... Bugün sadece Türkiye'de değil dünyada kaç milyon kişinin bağlama çaldığını bilsen bu yaştan sonra bile şaşırabilirsin. Bağlama artık dünyada kendine bir yer arıyor. Gitarın ne kadar minicik bir ülkeden çıkıp dünyayı fethettiğini düşünsene...

GUINNESS’E GİRDİ

Bu fetih nasıl olacak?

-Olmakta bile. Bu yüzden Guinness Rekorlar Kitabı'na geçtim. İnanmazsan bak oku... (Zafer sözün burasında Gines Kitabını burnuma dayadı. Köln Filarmoni Orkestrasıyla birlikte tam 1246 bağlamalık bir orkestrayı yönetmişti. Üstelik bağlamayı çalanların bir bölümü de Avrupa ülkelerinin vatandaşlarıymış. Yani Alman, Belçikalı filan.) Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu'nun düzenlediği bu konserin provaları için tam üç ay Almanya'ya taşındım. Köln Arena dünyanın en büyük konser salonuydu. Sadece orkestra sahnesi 2 bin kişi alıyor. Konser gecesi salonun yan kapısından çıkıp şefin duracağı yükseltiye doğru yürürken yol bir türlü bitmedi. Belki de yaşamımın en uzun yürüyüşüydü. Önde tam tekmil Köln Filarmoni Orkestrası. Ardında tam 1246 bağlamacı gözlerini bana dikmişlerdi. Dede, nine, torun yanyana tezene vuruyorlardı. Hemen yanlarında bir Alman kızı curayı şelfe ile çalıyordu. Bir Semah çalarken gözlerim doldu. Gözyaşımı koyvermek için alnımdaki terin yanaklarıma inmesini bekledim.

Benim bu konserden niye haberim olmadı?

-Çünkü sen Türkiye'de yaşıyorsun Oğuz Ağabey. Senin televizyonların, gazetelerin hangi Holivut artistinin hangi bacağındaki beni aldırdığını haber olarak geçerler. Ama o gece tek Türk TV'cisi ya da gazetecisi konser salonunda yoktu. Oysa bu büyük konseri tüm Avrupa televizyonları ilk sanat haberi olarak duyurmuşlardı. Naklen yayınlayanlar bile vardı sanıyorum.

Zafer, daha sonra bana konserin video kaasetini seyrettirdi. Kalbim durmadıysa pehlivan dedemden geçen genlerim sayesindedir sanırım. Yerimden kalkıp şömineden kalın bir odun aldım ve ‘‘Bre alçak oğlum, ben bağlama çalan bu 1200 kişi arasında niye yokum?’’ diye Zafer'in üstüne yürüdüm. O da kaçarken,

- Bağlama düzenini biraz daha çalışman gerek ağabey''! dedi.


Rekorlar kitabında bir Keloğlan


Hani Anadolu'muzun güzel masalları vardır ya... Hani Keloğlan, allem edip kallem edip padişahın kızını alırdı, hatta padişah bile olurdu. Bu masal işte öyle bir masal!..

Bir varmış bir yokmuş... Deve tellal, pire berber iken ve ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken Erzincan'ın bir köyünde kara kıvırcık saçlı mavi gözlü bir bebek doğmuş. Doğar doğmaz da gözünü köy evinin duvarında asılı olan bağlamaya dikmiş. Bağlama sapı dönük, teli kopuk, harap ve türapmış. Bebeğin babası çalarım umuduyla bir zamanlar almış ama çalamamış. Alevi köylerinde işe yaramayan eşya atılır yakılır ama bağlamaya dokunulmaz. Çünkü adı Telli Kuran'dır. İbadet bile sazla yapılır.

Çocuk Zafer, önceleri anasının süpürgesini kucağına alıp bağlama niyetine çalıp söylermiş. Sonra da plastik kumbarasını kırıp yıllarca biriktirdiği ilk parayla harap bağlamayı kasabadaki ustaya tamir ettirip çalmaya başlamış. Çaldığı ilk türkü de Aşık Mahsuni'nin,

‘‘Yaz baharım döndü kışa / Eller merhametsiz oldu / Çaldı beni taştan taşa / Seller merhametsiz oldu’’ türküsüymüş.

*

Ben, Zafer Gündoğdu'yu tanıdığım sırada 15-16 yaşlarında filandı. Bir gün, Fatih'teki Türk Folklor Kurumu'nda hocalık yapan kadim dostum Arif Sağ'a merhaba demeye gitmiştim. Öğrenci delikanlıların içinde cıvıl cıvıl gözleri ve daha o yaşta tezeneyi usta işi vuruşuyla Zafer dikkatimi çekmişti.

‘‘Bana bağlama dersi verir misin?’’ diye sordum. Her Anadolu delikanlısı gibi utanıp sıkıldı. Onca, ünlü ve kocaman bir adama ders vermek kimin haddine?..

Ama yine de bizim eve derslere geldi. Dersler karşılıklı oldu. O bana Hüseyni Makamı'nı yani Aşık Düzenini öğretmeye çalışırken ben de ona da bilgimin yettiğince Halk Müziğini öğretmeye çalıştım. Çünkü sadece Alevi deyişleri tüm Anadolu müziğini kapsamıyordu. Zafer Gündoğdu, o günlerini şöyle anlattı;

-Babam benim okumamı istiyordu. Onun fikrine göre okumak İstanbul'da olurdu. İstanbul'a yek bağlama yek yürek vardığımda ödüm koptu. Topkapı'ya varıp onca insanı ve onca aracı bir arada görünce kendimi ezilmek üzere olan bir karınca gibi hissettim. Teyzemin evine yollarda ezilip helak olmadan vardığım için yüce Mevlam'a hala şükrediyorum. Teyzem de biz de varlıklı değildik. Kimseye yük olmamak için düğün salonları dahil ünlü ünsüz bütün türkücülerin arkasında saz çaldım. O arada liseyi bitirdim. Sonra konservatuara girip ve gırtlağımdan kesip senin de eteklemenle bir piyano edindim ağabey. Hem Modzart'ı hem Muharrem Ertaş'ı notalarda tanımaya çalıştım. Doğusuyla batısıyla müzik müzikti ve sonuçta aynıydı. Çünkü bütün insanların bir yüreği ve iki kulağı vardı. Kim kimi yener. Güreş yoktu!..''

Haydi biraz dedikodu yapalım. Geçenlerde Nüvit Kodallı Hoca'mız ‘Türk Müziği meyhane müziğidir!’’ demişti. Sen ne diyorsun?''

-Bence eksik söylemiş. Bizim bağlama müziğiyle oturak alemi de yapılır, Tanrı aşkına semah da dönülür. Ben 70 kişilik orkestra yönetiyorum. Nevzat Atlığ Hocam 50 kişilik koro yönetiyor. Bunca insanı hangi meyhanenin sahnesi alabilir? KLasik Batı Müziği bir aristokrat müziğidir. Atlas kanapelere yayılıp müzik dinleyen asiller o sırada maden sodası mı içiyorlardı acep?.. Ben, Kodallı Hoca'nın sadece Fahrettin Arslan tipi gazino müziğini kastettiğini sanıyorum.

*

Zafer konservatuarda öğrenciyken bir akşam yel yepelek bize geldi. Zaten evin çocuğu gibiydi.

- Ağabeyciğim, ablacığım gidiyoruz, dedi.

- Nereye?

- Kız istemeye... Sizden başka götürecek kimim var?

-Haydaaa!.. Kız kim, kimin nesi, nasıl bir kız?

-İyi bir kız. O da bizim okuldan. Aynı zamanda Nevzat Atlığ'ın yönettiği Devlet Korosunda korist. Bir beyin cerrahının kızı. Babası Şişli Etfal Hastanesinin başhekimi.

-Bana bak Zafer, bağlamayı benden iyi çalıyorsun diye azmanın alemi yok! Elin çulsuz Alevi çalgıcısına koca başhekim kız mı verirmiş lan!.. Bizi kapıdan kovarlar, merdivenden atarlar!

Dedimse de dinletemedim. Zafer, hanımla beni ite sürüye kız istemeye götürdü. Aman Allah!.. Kız Botiçelli'nin resimlerinden çıkmış bir peri... Lepiska saçları omuzlarına iniyor. Bir gülüyor, görenin içinde güller açılıyor. Hem de bakara gülü cinsinden. Baba ise nur yüzlü bir Anadolu dervişi. Aynı zamanda bir Fransız kontu zerafetine de sahip...

Ferahnaz ile Zafer'in şimdi su damlası gibi bir kızları var. Minik elleriyle hem keman hem piyano çalmaya çalışıyor, beceriyor da. Ama gönlü tiyatroda sanıyorum. Evlilik Zafer'e doping etkisi yaptı. Okul en yüksek notlarla bitti. En yüksek notlarla radyoya solist olarak girdi ve TRT'nin en genç orkestra ve koro şefi oldu. Yıllardır şef olarak TRT'nin Halk Müziği Korosunu ve Orkestrasını yönetiyor. Televizyonlarda mutlaka görmüşsünüzdür.


2001
__________________
Bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür. (William Shakespeare)
teldentele isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Şu Anda Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (Kayıtlı Üye: 0, Misafir: 1)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Forum Seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Zafer Gündoğdu - Umut ve Sevda Türküleri.1995 crazy76 ► T - Z 8 15.Nisan.2017 21:18
Radyo Kayitlari (Mega Arsiv) ! PALADAYI .:: Yeni Sunduklarimiz ::. 48 14.Temmuz.2016 20:35
Zafer Gündoğdu - Umut ve Sevda Türküleri (1995) DrGentleme .:: Sizin Sunduklarınız T - Z ::. 4 25.Ağustos.2014 13:49
Ali Riza Gündoğdu & Thm Radyo Kayitlari Rihtim35 .:: Sizin Sunduklarınız A - D ::. 11 02.Ağustos.2014 12:01
Zafer Akkaş - Güzele Şiir FuLL ALbüm yusuf_can_33 .:: Linkleri Kırık Olan Albümler ::. 13 30.Eylül.2013 15:36


Tüm Zamanlar GMT +1 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:25.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright © 2017 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Türkü Yolcuları - @PALADAYI