[Türkü Yolcuları'na Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz...! ]

Duran Baba olarak bilinen Turan Cabul, 1949 yılında Malatya’ nın Arguvan İlçesine bağlı Asar Köyünde dünyaya geldi. Geçimini hayvancılık ve çiftçilikle sağlayan 6 çocuklu ailenin ikinci çocuğudur. Ozan, maddi imkânsızlıklar nedeniyle ilkokuldan sonra eğitimine devam edemedi.

1958 yılında İstanbul’ a geldi. Kısa süreli işlerde çalıştıktan sonra askerliğini tamamlamasıyla birlikte 1969 yılında İstanbul’ a yerleşti. Mozaik merdiven işçiliği yaparak kendi atölyesini açtı. 10 sene sonra atölyesini kapatarak iş hayatını sonlandırdı.

Materyalist hayalleri ve tutkuları olmayan, ancak kimseye muhtaç olmayacak kadar da geçinmeyi bilen Turan Cabul, hayallerinin peşinden gider. Şiir yazarak, türkü söyleyerek, saz çalarak, duygu ve düşüncelerini halka anlatmanın derdiyle yola çıkar.

En büyük şansının şiir yazabilmek olduğuna inanan Duran Baba, kendini bildi bileli şiir yazıyor. İlk şiirini gurbet dediği İstanbul’da inşaat işinde çalışırken kaleme alıyor. Mütevazi kişiliği nedeniyle şiirlerini paylaşmaya çekinen ozanın şiirlerinin tanınması, yakın dostu Dr. Necati Özdemir ile birlikte katıldığı dost sohbetlerinde şiirlerinin okunmasıyla başladı. Şiirlerinin güzelliği dilden dile dolaştı ve tüm dost sohbetlerinde söylenir oldu.

Duran Baba, şiirlerinde mahlas olarak Kul Duran ı kullanıyor. Şiirlerine mecazi anlamda aşk şiirleriyle başlamasına rağmen; sufi, doğa ve politik şiirlerde yazıyor. En sevdiği ozanlar; Şah Hatayi, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Yunus Emre, Fuzuli’ dir. En çok 15*16 hece üzerine vurgu yapan tek ozan olan Fuzuli’den çok etkilenir.

Kul Duran, ozan olmanın sadece şiirlerinde doğa, aşk, sevda ve gurbet konularını yazmak olmadığı görüşünde. Ozanın bir görevi olduğuna ve toplumsal olgulara da değinmesi gerektiğini savunuyor. Kötülüklere dokunmadan iyiliğe ulaşılmayacağına inanarak yazıyor; hakikatlerden yola çıkarak, gördüklerini, düşündüklerini ve hayallerini harmanlayıp şiirlerine aktarıyor.

Ozan, şiir yazmaya devam etmekte olup; yaklaşık 4000 adet yazılı şiiri bulunuyor. Duran Baba’ nın Mimar Sinan Üniversitesinden Melih Durgulu, Eski Kültür Bakanı Erkan Mumcu ve İber Müziğin sahibi İbrahim Yılmaz tarafından şiirlerinin kitap haline getirilme projesi halen devam etmektedir.

Ayrıca Kul Duran nın şiirleri, birçok müzisyen tarafından da bestelendi, albümlerde yer aldı. Gül ki Güller Açsın Yanağında beğenilen eserleri arasındadır. Tolga Sağ, Cengiz Özkan, Arzu, Gülsen Bütün, Gülcan Koç, Özcan Türe, Sevgi Ateş, Beyhan Doru, Muharrem Temiz bunlardan bir kaçıdır.

Sazının onun için herşey olduğunu, kendisine can verdiğini söyleyen Duran Baba, kendi kendine saz çalmayı öğrenmiş ve bir saz ustası olmamasına rağmen Mahsuni Şerif, Mahmut Erdal, Arif Sağ, Erdal Erzincan, Yavuz Top ve Musa Eroğlu gibi duayenleri dinleme, onlarla sohbetlerde bulunma şansına sahip olmuştur. Edebi anlamda en büyük feyzi ise Muharrem Temiz’ in babası Meftuni’ den almıştır.

Kendisini yalnızken rahat hissetse de; güzel ve kalıcı dostlukların insanı olduğunu, sevmenin basit, sevilmenin ise çok zor olduğunu belirten Duran Baba nın en büyük hayali ise şiirlerinin ve albümünün büyük kitlelere ulaşması. Halka ulaşmak, halk tarafından dinlenmek, dinleyenleri mutlu etmek onun en büyük mutluluğu.

1967 yılında evlenen Duran Babanın 4 çocuğu ve 6 torunu vardır.